TOPLUMSAL BARIŞ VE HOŞGÖRÜ
Özlemini duyduğumuz, gerçekleşmesini ümitle beklediğimiz, barış içinde kardeşçe ve de özgürce yaşamak için en çok ihtiyacımız olan ve bizleri birbirimize kenetleyecek yegane güç olan özellikle bu günlerde en çok ihtiyacımız olan şey; toplumsal barış.
Belki farketmiyoruz belki de artık umursamıyoruz; fakat giderek birbirini sevmeyen ve birbirine karşı tahammülsüz bir toplum haline gelişimiz, yarınlarımız için çok büyük bir tehlike olarak önümüzde durmaktadır. Hani hep hoşgörü ve sevgisiyle övündüğümüz toplumumuz nasıl oldu da özellikle son yıllarda bu kadar anlayışsız ve sevgisiz bir toplum oluverdi, anlamak çok güç. Medyaya yansıyan haberler bir yana belki de hepimizin günlük yaşamda karşılaştığı bir çok örnek vardır ki en basitinden, sokakta yayaların üzerine araba süren, futbol maçlarında karşı takım taraftarının annesine - bacısına küfür eden, toplumsal alanlarda en ufak bahanelerle tartışma ve kavga çıkaran, herşeyin iyisini kendi için isteyip karşıdakine yağmurlu havada su bile vermek istemeyen bir toplum görüntüsüne bürünmüş durumdayız.
Asırlardır kaynaşan aynı köklerden gelen ailelerden, sülalelerden, aşiretlerden, boylardan, halklardan millete geçen, bizler nasıl oldu bu kadar “ben” merkezli, hoşgörüsüz ve saygısız olduk. Hangi aşağılık sebep bize yaşam savaşı veren bir hastayı taşıyan ambülansa yol vermemeye ya da müşterilerimizi kazıklamaya ya da en yakınımızın dahi namusuna göz dikmemize sebep oluyor.
İşte burada herkesin oturup düşünmesi gerekiyor. Kolay olan iğneyi başkasına batırmak; ama önemli olan zoru başararak çuvaldızı kendimize batırabilmekte.
Kimse sorumluluktan kacamaz, yanlışın pek çok sebebi, pek çok tarafı vardır ve eğer bizler de bu toplumun bir parçası isek o zaman çözümün bir parcası olmalıyız. Unutmamalıyız ki “Çözümün parcası değilseniz sorunun bir parçasısınız”. Herkes elini taşın altına koymalı ve kendi üzerine düşeni özveri ile yapmalı. Elimizle; olmadı, dilimizle, olmadı gönlümüzle çözüme doğru adım atmalıyız. Kendimizi, ailemizi, çevremizi en iyiye, en güzele, hep doğruya, hep adalete, hep vicdana davet etmekten feragat edemeyiz, etmemeliyiz.
Birlik ve beraberlik içinde güçlü bir Türkiye için hepimiz toplumsal barış adına birbirimizi sevmemiz ve de saygı göstermemiz ve unuttuğumuz, özlediğimiz o bizleri bir arada tutan manevi değerlerimize sahip çıkmamız ve inanarak yaşatmamız gerekiyor.
“Hoşgörü nedir? Hoşgörü insanlığın bir parçasıdır. Hepimizin hataları ve eksikleri var; gelin karşılıklı olarak birbirimizin hata ve eksiklerini bağışlayalım, çünkü, hoşgörü doğanın ilk yasasıdır.” Voltaire
Yazarın Diğer Yazıları
- (11.04.2010) ŞEYHBIZIN AŞİRETİ(2)
- (03.04.2010) ŞEYHBIZIN AŞİRETİ(1)
- (16.01.2010) Yeniceliler Derneği
- (24.12.2009) Hangi Kardeşlik
- (17.12.2009) KAN VE GÖZYAŞI
- (25.11.2009) Bir Başka Bayram
- (22.10.2009) Analara Kulak Verin
- (08.10.2009) İNADINA YAŞAMAK
- (24.09.2009) Çiftçiye ‘’accuuk ucundan’’ Destek
- (17.09.2009) NOELLEŞEN BAYRAMLAR
- (09.09.2009) GURBETTE HASRET MEMLEKETTE VUSLAT
- (05.09.2009) HAYMANALI OLMAK





